Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
 

KADER Mİ KADERCİLİK Mİ?

Bünyamin ÇETİNK

22 Mart 2011, 18:31

Bünyamin ÇETİNK

 

Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu Allah’a göre çok kolaydır. (Hadid Suresi/22)

 

İnsanoğlu yaşamında var olan her şeyi bir başka şeye atfetme ihtiyacındadır. Günlük yaşamda yaşanılanlara sebep sonuç ilişkisinin arandığını ve her bir durumuza neden olan şeye (!) yapılan bir atıfın belki de psikolojik dengemizi koruduğunu söyleyebiliriz. Kader inancı da bizim ruh sağlığımızı korumamızda en önemli etkenlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak şunu söylemek gerekir ki Yüce Yaratan her kuluna kendi yaşamını biçimlendirmesi için akıl bahşetmiştir. Aklını kullanmak suretiyle insanlar kendi yaşamlarını daha düzenli ve istendik hale getirebilir ve yaşamlarının standartlarını değiştirebilirler.

 

Kader bu anlamıyla bakıldığında Kadercilikten tamamen ayrışmaktadır. Kaderci birey, her şeyi kadere bırakan, kendi hareket ve eylemlerinin sonucu değiştirmeyeceğine inanan ve hayatını kendi yaşamayıp önceden programlanmış bir bilgisayar oyunu gibi yaşayan bireydir. Yani özünde “Nasılsa kaderimde ne varsa o olacak!” anlayışıyla hareket eden ve kendi yaşamına ilişkin hiçbir çaba ortaya koymayan, tedbir almayan bireydir. Hâlbuki yaşam kendi haline bırakılacak bir şey değildir. Akıl ise bunun için insanlara verilmemiştir. Tam tersine insan aklını kullanarak kendi hesabını yapabilsin ve yaşamının hesabını hem kendine hem de sahibine verebilsin diye vardır akıl…

 

"Hiç şüphesiz, Biz her şeyi kader ile yarattık." ayetiyle de bildirildiği gibi dünyadaki her varlığın bir kaderi vardır. (Kamer Suresi, 49)

 

Elbette ki dağın, taşın, ateşin, hayvanın ve insanın yani kâinatta var olan her bir şeyin bir kaderi vardır. Her gelenin bir gün gideceği gibi… Ancak, kimse kaderini bilmemektedir. Bu haliyle bakıldığında da kaderci olmanın anlamı yoktur. Kaderci yaklaşımla mücadeleden, aklı kullanmaktan kaçınmak kulluk görevini yapmamak, gereğini yerine getirmemektir. İnsana düşen aklını kullanmak, iyi, güzel ve doğru için çabalamaktır. Bunun sonucunda ortaya çıkan durum elbette ki kaderdir.

 

Şimdi neden bu konuya girme ihtiyacı hissettim onu ifade etmeye çalışayım... Elbette ki sıkça bahsettiğimiz “üç günlük dünya” anlayışımız devam etmekte ve üç günlük dünyanın nimetlerine üç dakika bile dönüp bakmamaktaki kararım da geçerliliğini sürdürmektedir. Para, pul, koltuk hırsı bizim işimiz değildir. Bunlar için kendimizi paralayacak da değiliz. Kişisel değerlerimiz yaşamı istediğimiz gibi yaşamak ve istediklerimizi elde etmek için çabalamak üzerine kurulmuştur. Ancak istediklerimizi elde edeceğiz diye Makyavelist yaklaşımla “Amaca giden her yol mubahtır” da diyemeyiz. Doğruyu, güzeli hayal eder ve onun için çabalarız. Çabamız neticelenirse mutlu oluruz. Yok, eğer başaramadıysak içimizde “çabalamış” olmanın buruk mutluluğunu yaşarız. Ama asla Kadercilik yaparak istek ve arzularımız uğruna çaba harcamaktan kaçınmayız.

 

Özellikle gençlerin ve her yaştan insanların toplumsal ve kültürel yaşamlarında, ekonomik beklentilerinde mutlaka çaba harcayan bireyler olması gerekir. Sosyal birey, yanlışa yanlış diyebilmeli ve yanlışı düzeltmek yolunda kişi hak ve hürriyetlerinden doğan meşru çabasını ortaya koyabilmelidir. 

 

Bugün ne Kaddafi’nin tutumu kaderdir, ne de ona müdahale etme fırsatını yakalamış olan ve bunu fırsat bilip Libya topraklarından emellerini gerçekleştirme hayalini uygulamaya koyan ülkelerin tutumları kaderdir. Hiç birisi kader değildir. Asıl onların yaptığı “amaca giden her yol mubah” anlayışını uygulamaya koymaktır. Dün Irak için yapılanlar bu gün Libya için yapılmaktadır. Ne Irak halkının ne Libya halkının ne de bundan sonra sırada olacak ülke halklarının “kaderci” anlayışla kendilerini geri çekmeleri doğru değildir. Türkiye Cumhuriyetinin 19 Mayıs 1919 da Samsun’dan başlayan kurtuluş mücadelesi bunun en büyük örneğidir. Eğer o gün başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm ecdadımız kaderci davransalardı şu an her birimizin adı Hans, Johns, Dandikyan filan olurdu. Ya da köleleşmiş bir nesil olarak isimlerimizi söylemekten utanırdık…

 

İnsanların kutsalları için çaba harcaması ve o uğurda can vermesi kadar güzel ne olabilir. Japonya şu an buna iyi bir örnektir. Patlamaya hazır nükleer santrallerini kurtarmak uğruna bile bile radyasyonun içine dalan ve kanser olması kaçınılmaz, ölüm saniyeler gibi kapısında dururken geri adım atmayan 70 kahraman Japon mühendisi halkı ve ülkesi için çabalamaktadır. Kaderlerimidir yoksa kadercimidirler buna siz karar verin. Ben kararımı verdim. O kahramanlar “adam sende” demeyen, boş vermeyen, kaçmayan ve inançları uğruna çabalayan kişilerdir. Ve onların yaptıkları da Yaratan tarafından görülmektedir.    

 

Günlük yaşamda da kadercilik böyle bir şeydir aslında. Aç kalmak, aşkına karşılık bulamamak, yaşanacakları yaşayamamak kader midir kadercilik midir sorusu hep karşımıza çıkar. Orada da söylenecek şey bellidir. Elbette ki insan her istediğine sahip olmayabilir. Ama onun için ne yaptığı önemlidir. Ne kadar çaba harcadığı ne kadar peşinde koştuğu önemlidir.

Aç kalmamak için ne kadar çalışıyorsun? Ne yapıyorsun? Dilenmeyi mi yoksa balık tutmayı öğrenmeyi mi tercih ediyorsun? İnsanların seni sevmesini mi bekliyorsun? Yoksa sevilen biri olmak için kendini mi ifade ediyorsun?

 

Her şey bir çabadır hayatta; ya çalışır elde edersin edebileceğini ya da dilenir, yalarsın sana verileni…

 

Sağlıkla kalın…

 

 

 

 

Ayetler: http://www.kadernedir.com/

 

Bu haber 868 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
BİR MİLLETİN GÖZ YAŞI...HOCALI23 Şubat 2019

GALERİ

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

Sitemizde Bulunan Haberler Kurumumuzca Telif Hakkına Sahiptir. İzinsiz Kullanılması Yasaktır. Her Editör Kendi Yazısından Sorumludur.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi